16 Haziran 2017 Cuma

Bir Kereden Çok Şey Olur!!!

Televizyondan akşam haberlerini izlemek benim için uzun zamandır vazgeçemediğim ve alışkanlık haline gelen bir durum oldu. Nur içinde yatsın dedem de babam da haberleri hiç kaçırmazdı. Çocukluğumun anıları arasında dedemin bize "susun çocuklar, acans dinliyorum" diyen sesi kulaklarımda. Belki de onlardan gelen bir alışkanlıktı bu.
   Eşim ve kızlarım her fırsatta haberleri izlememem konusunda tepki gösterseler de, ben ısrarla izlemeye devam etmek istiyorum. Onların tepkisi benim üzülmem ve kendimi strese sokmamdan dolayı... 
  Güzel ülkemin durumu hepimizce malum. Hangi birini yazayım ki,.. Hani deveye sormuşlar; senin boynun neden eğri? Diye. O da "nerem doğru ki..." diye cevap vermiş. Biz de öyle, nereyi tutsak elimizde kalıyor. Her defasında son olur inşaallah diye dileklerde bulunduğum ve neredeyse her gün toprağa verdiğimiz gencecik fidanlarımız, kadın cinayetleri, çocuk cinayetleri, hırsızlık olayları, haksızlık hukuksuzluk olayları, eğitimdeki çarpıklıklar, kavgalar, tacizler ne bileyim, eksiğimi siz tamamlayın lütfen...
  Haberleri elbette internette gazetelerden de okuduğum oluyor arada. Ama illaki televizyondan izlemek beni rahatlatıyor. Sanki bir şehit haberlerinde şehit yakınlarıyla birlikte ağlamak, annesi ölen bir çocuk için üzülmek, ağlamak yapılan bir haksızlığa birebir tepki vermek. Kızmak hakaret etmek, eleştirmek, az da olsa güzel bir olaya sevinmek daha da önemlisi toplumun içinde olduğumu hissettirmekti beni televizyonda izlemeye çeken. İzlemediğim zaman kendimi toplumdan soyutlanmış gibi hissediyorum...
  Yaklaşık üç gün önce izlediğim bir haberden bahsetmek istiyorum. Daha önceden örneklerini çok gördük. İllaki hepimizce bilinen bir konu... Haberlerde sokak aralarında, park köşelerinde, apartman boşluklarında, yıkık harabelerde  dünyadan bihaber, yerlerde sere serpe yatan gençlerimizi gösteriyordu haber muhabiri. Bu çocukların durumu içimizi kanattı. Bu gençlerimize neden sahip çıkılmıyor? Devlet neden bunları koruma altına almıyor diye hayıflandım kendi kendime. Sonra bu gençler üzerinden milyonlar kazananlara verdim veriştirdim. Hiç mi içiniz sızlamıyor. Bu gençler de ana kuzusu...! Bir çocuk kolay yetişmiyor. Haber muhabiri bonzai illetini kullanma yaşının 10- 12 yaş gurubuna kadar indiğini söylüyordu. "BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ!!" diyerek kandırıyorlarmış çocukları...
  Ülkemizde yeşiller yok edilerek devasa AVM ler yapılıyor. Büyük iş merkezleri açılıyor. Açılsın elbette, denizde, yüzen cami planları projeleri yapılıyor. Yapılsın ülkemiz güzelleşecekse, çağı yakalayacaksak olsun. Ama lütfen uyuşturucu belasının kollarına atılmış bu gençlerimizi tedavi edecek rehabilitasyon merkezlerinin sayıları da arttırılsın. Uyuşturucu bağımlılarının sayılarının hızla arttığı ülkemizde uyuşturucu bağımlılarıyla mücadele eden 12 kurum olduğunu http://www.hurriyet.com.tr/uyusturucu-bagimliligiyla-mucadele-eden-12-kurum-var-38557465 linkten okudum..
  Bir kereden bir şey olmaz demeyin. Bir anda hayaller son bulur, düşler kabusa döner, umutlarınız yok olur, beklentileriniz biter, hayat hikayeniz son bulur... Kısaca bir kereden sayamayacağınız kadar çok şey olur.

Muhabbetle,
Hanife Mert

12 yorum:

Kubbe-i Lâcivert dedi ki...

Hanife hanım haberleri izlemek bazen gereklidir..yalnız haberlerin gerçeği yansıttığını düşünmüyorum özellikle son zamanlarda sebebi ise sürekli kötü haberlerin yayına alınıyor olması..hiç mi iyi geliştirici yenilikçi haber yok..ya da sadece Türkiye'de mi cinayet Esrar kanunsuzluk ve hırsızlık var,hayırlı.
Medya sürekli olumsuz haberlere yoğunlaşıyor sürekli kötü haberleri önplanda tutuyor..ben Almanyadayım burada gerek televizyon olsun gerek gazete olsun ülkeye dair olumsuz haberler yayına bilinçli olarak yayına alınmıyor gösterilen hep başka ülkelerin kötü haberleri kendileri ya yüzeysel yaklaşır ya da hiç elini sürmez.

Esrar illetine gelince bilmiyorum faydası olur mu ama ciddi anlamda en yakında olanların bişeyler yapması gerekiyor.
Gerek muhtar gerek başkan gerek imam gerek öğretmen o çocukları yollardan çekmek onların hem eğleneceği hem eğitileceği yerler gerek.

Uzun oldu kusura bakmayın ben de anneyim ergen oğlum var ve endişelerim sizinkilerle aynı.
Sevgiyle kalın.

Hanife Mert dedi ki...

Doğru söylüyorsunuz Kubbe-i Lacivert. Ben de olumsuzlukların gündeme taşınmaması gerektiğini düşünüyordum. Ancak diğer taraftan da bilgi sahibi olunması ve insanı bekleyen tehlike hakkında bilgimiz olmaz diye düşünüyorum. Diğer yönden yapılan haksızlık varsa toplu tepki anlamında birlikten kuvvet doğar düşüncesiyle daha iyi bir sonuç alınır diye düşünüyorum. Aksi halde ört bas edilmesi kaçınılmaz oluyor.Yorumun ve sayfama misafirliğin için teşekkürler..

ACEMIDEMIRCI dedi ki...

Ürküten bir şey bu durum. Televizyonda görünce bakamıyorum bile. Zaten bakmak cesaret ister oldu...

Hanife Mert dedi ki...

Ürkütüyor hepimizi ancak çığ gibi büyüyen bir gerçek. Önlem alınması gereken elzem bir durum... Geleceğimiz gençlerimiz yok ediliyor. Birilerinin bu duruma dur demesi gerekiyor...

Hüseyin Güzel dedi ki...

Hanife Hanım yazdıklarınız ne yazık ki toplumda yaşanan gerçekler.
Uyuşturucu tacirlerinin kuytu köşelerde gençlerimize zulaladıkları bonzai türü uyuşturucular gençlerimizi içinden çıkılmaz sokağa itiyor.
Toplum olarak bununla mücadele için eğitim şart..
Lakin eğitimde de durum ortada...
Vatandaş okumadan "yorum" yazma seçeneğine odaklanmış durumda...
Yazının içeriğine değil görsele ilgi...
Sonuçta neyin ne olduğunu bilmeden kabul yada red...
Gençlik geleceğimizdir oysaki...
Onlara sahip çıkmalı toplum, devlet...
Eskilerin ajans dedikleri haberleri izlediğinizi ısrarla söylemeniz doğal ve yerinde bir karar..
Olan bitenleri izlemek önemli..
Lakin haberleri izlediğimiz kanalın yayın politikası da önemli...
Her neyse...
Şahsen ben ne haber izliyorum, ne de internetten okuma gereği duyuyorum..
Çünkü eşiniz ve çocuklarınızın size dediği gibi stres ve can sıkıntısı yapıyor..
Faceye de pek fazla ilgim yok şu son günlerde...
Stresten kurtulmanın bir yolu bu diye düşünülse de...
Çarşı pazara çıkınca sokakta yürüyünce stresin alası ile karşılaşmamak olanaksız..
Kaleminize sağlık..

KİTAP EYLEMİ dedi ki...

bana göre ise az bile veriliyor tvde , reel olayları özellikle şehit sayıları gibi azaltarak vermeyi adet edinmişler ,oğlum açar bizde de , yok ben neredeyse 10 yıldır tv izlemiyorum .

Kubbe-i Lâcivert dedi ki...

Elbette ört baz edilsin demiyorum ama tu haber bülteni cinayet kaza gibi haberlerden de oluşmaması lazım..
İnsanların korku ile ilgisini çekmek iyi bir yaklaşım değil.

Hanife Mert dedi ki...

Hüseyin Hocam, dedem "acans" derdi. O haliyle kulaklarımda hala sesi...:) Haklısınız belki ama dediğim gibi izlemediğim zaman rahatsız oluyorum. Toplumda yaşanan olayların tamamını vermediklerini de biliyorum. Sizin de ifade ettiğiniz gibi en önemli çözüm eğitim. Bu yazıyı yazdıktan sonra kızımla sohbet ettik bu konuda. O da ısrarla eğitim diyor. Ancak eğitimin durumu da içler acısı. Cahilliğe yönelten bir eğitim. Anlayacağınız "bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete" Allah sonumuzu hayır etsin.
Bu arada babalar gününüz kutlu olsun.
Selam ve saygılar.

Hanife Mert dedi ki...

Doğru söylüyorsun KİTAP EYLEMİ, az bile veriyorlar. İzlesek bir dert izlemesek bir dert. Biz izlesek de, izlemesek de o acılar yaşanıyor. Acı sorun toplumu olduk çıktık...

Sevgiler..

Hanife Mert dedi ki...

Kubbe-i Lacivert bu tür haberlerin yayınlanması ya da yayınlanmaması konusu tartışılır. Hani açıdan baktığına bağlı. Mesela bir kadın cinayet haberi veriliyor, devamı geliyor. Bazen acaba bu haberler diğerlerine örnek mi oluyor diye düşündüğüm oluyor. Ama şu da var ki, bir mazlumun acısını gönülden paylaşmak, ülkende ya da dünyada meydana gelen olaylardan haberdar olmak, bilgilenmek adına gerekli diye düşünüyorum..
Sevgiler, selamlar..

deeptone dedi ki...

aman aman haberler izlemem ben aman ya hasta eder insanı :)

Hanife Mert dedi ki...

Deepciğim doğru söylüyorsun ama, işte ben rahat edemiyorum...:)